... ::: Site Sıcaklığı ve Paylaşım Mekanı ::: ...

...::: ÜYELERİMİZE SINAVLARINDA BAŞARILAR :::...
 
PortalliAnasayfaSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hayata Renk Katmak

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MuRaT_75
Admin Yardımcısı
 Admin Yardımcısı
avatar

Mesaj Sayısı : 48
Yaş : 29
Nerden : ardahan
MSN Adresi : cimbomlu_murat4088@hotmail.com
Kayıt tarihi : 05/10/07

MesajKonu: Hayata Renk Katmak   Çarş. Kas. 28, 2007 1:47 pm

Hayata Renk Katmak
ŞİMDİ şehir ulu bir ağaç misali ötelere dal budak saldığı ve küçük küçük şehircikler doğurduğu için Hıdrellez de hissedilemeden gelip geçti.
Oysa Hıdrellez yeşillerle kucaklaşmadır, yeşilin bayramıdır. İnsanları umutla dirilten, umutları yeşerten bir toparlanıştır. Bütün o gül dallarına asılan para keseleri, ağaç altlarına, duvar diplerine taş taş üstüne dizilip kurulan masal evcikler bir beklentinin ifadesidir. Asıl kırılış ve çözülüş beklentisi olmamaktır. Yürek boşaldı mı yaşama isteği de biter çünkü.
Mayıs ayı böyle bir bereket rengiyle başlar, ama çarçabuk toparlanıp ardında bir yağmur ve çiçekleniş tablosu bırakarak gider. Gidişi doyasıya yaşanmadığı için mi nedir, bir hüzün tortusu gizler bende. Bir daha ki mayıs için bir yıl daha beklemek gerekecektir.
Bütün güzel şiirler sanki mayıslarda yazılmıştır. Bütün o ilk goncaların açılış ve dökülüşü mayıstadır. Yağmur ve güneş kavuşumlarıyla beliren gökkuşağı mayıstadır. Sonra tutuşmuş gelincikler, papatyalar, kiraz türküleri, erik tırmanışları... Hızır'ın bıraktığı bereket bu olsa gerektir, eski kadınların, yedi türlü ot toplanıp yemek pişirilmeli diye öğütlü sözler söylemeleri bundandır, o bereketi tatmak, otların şifasından yararlanmak için... Yedi türlü otu adıyla sanıyla şehirliler nereden bilecekler şimdi?
Aslında nisanla başlar o parıltı, o kalkış... Nisan yağmurlarının bereketiyle. Mayısı doğuran nisandır, mayıs içinde var olan o güzelliği nisana borçludur. Biz nisan ve mayıs yağmurlarına yüzümüzü tutardık, hala da öyle... Ellerimizi açardık. Kimse kaçmasın o yağmurdan, yağdı mı kaldırın başınızı göğe doğru, yüzünüze yüzünüze yağsın. İçiniz de arınacak yüzünüz gibi bu buluşmadan...
Mayıs şurupları
ESKİDEN İstanbul evlerinin pencerelerinde, kafes içlerinde gelincik ve gül şurubu şişeleri bu mevsim dizili olurdu. Yeni kuşaklar bütün bu renklerin, kokuların anlamını bilmeden yaşamaya koyuluyorlar... Ben onlara sesleniyorum; siz de nineleriniz ve daha önceki büyükleriniz gibi, gelincik ve mayıs gülü şuruplarınızı hazırlayın... Baharı süzün iyi suların içerisine. Onlarda bilin ki güneşin en güzel rengi, aydınlığı var.
O kadar zor değil; biraz gelincik, biraz su, biraz limon tuzu... İsterseniz ayrı ayrı koyun şişelere, isterseniz gelincikle gülü bir araya getirin... Bence ayrı olması gül ve gelinciğin farkını, renk ve tad olarak da ortaya koyar. Aslında şişeleri bugün kuytu ve gölgelik bir yere koyup bekletmek daha doğru, çünkü ortam bozuldu, güneşin doğrudan ışınları bozucu etki yapabilir.
İstenen renk elde edildi mi, şurup süzülür, şeker eklenip buzdolabına konur... Konuk günü yahut ailecek içilecekse, şimdilerde üretilen, eskiyi hatırlatır uzun, yaldızlı bardaklarla ikram edin...Tepsinize bir de kenarı dantelli ak bir örtü koyarsanız daha yaraşmış olur...
Mayıs gülleri de aynı tarifle yapılır...Yalnız şimdi güller o kadar biçim değiştirdi ki aşılarla mayıs gülü de kayboldu aralarında. Yaban güllerine aşı yapılıyor, gülün bir tarafından istenen gül hayatını sürdürmeğe çalışırken bir taraftan da yaban dalları yaşamaya çabalıyor; bu yabani dalları sürekli budamak zorundasınız... Gül de güllüğünü yitiriyor bir bakıma... Melez bir şey oldu. Bazen görüntü olarak bu ikilik hoşa da gidiyor doğrusu. Söz gelimi bizim bahçede bir beyaz, bir kırmızı açan çardak gülü benzersiz bir görüntü koyuyor ortaya... Herkes iki gülün yanyana dikildiğini sanıyor, oysa aynı gövdeden geliyor bu iki ayrı renk...
Gülşene sen de gel
MayIs gülüne gelince, o doğal bir güldür, çeliğini daldırdınız mı özünde doğar ve aşı istemez. Reçeli, şurubu yapılan gül de budur; kıvrım kıvrım, dolgun ve koyu pembe gül..
Bülbüllerin ister seni ey gonce-dehen gel
Gül gittiğini anmıyalım gülşene sen gel...
Demiş Nedim. Ey gonca ağızlı güzel, bülbüller seni çağırıyor. Güllerin gittiğinden bahsetmeyelim hiç, bari sen gel ki, gül bahçesinde senin gül yüzünle avunalım...
SEVİNÇ ÇOKUM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Tuana Katresi
SiTE YöNETiCiSi
 SiTE YöNETiCiSi
avatar

Mesaj Sayısı : 79
Yaş : 30
Nerden : KAYSERİ
Meslek : Aslan_Gayserilim
MSN Adresi : sukruharmanci@hotmail.com
Kayıt tarihi : 03/08/07

MesajKonu: Geri: Hayata Renk Katmak   Ptsi Ara. 17, 2007 11:11 pm

emeğine sağlık Murat Bizimle Paylaştığın İçin.

_________________


Ben Seni Bıraksam Da
Sen Beni Bırakma Ya Rab !!!

Güzel Gören Güzel Düşünür;
Güzel Düşünen Hayattan Lezzet Alır...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://sukruharmanci.phpbb9.com
 
Hayata Renk Katmak
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kimyasal Elementler, Ametaller ve Özellikleri

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
... ::: Site Sıcaklığı ve Paylaşım Mekanı ::: ... :: GT Edebi Türler :: Deneme-
Buraya geçin: